Sigmund Freud

Sigmund Freud kimdir? Hangi kitapları yazmıştır? Çalışmaları ve hayatı hakkında bilgiler. Sigmund Freud 6 Mayıs 1856 tarihinde Moravia, Freiberg’de doğdu. 1860 yılındaailesi Viyana’ya yerleşti. 1865’te Gymnasium’a (ortaokul) girdi. 1873’te Viyana Üniversitesine tıp öğrencisi olarak girdi. 1876-82 Viyana’da Fizyoloji Enstitüsünde Brücke’nin yanında çalıştı. 1877 yılında anatomi ve fizyoloji üzerine makaleler yazmaya başladı. 1881’de Tıp doktoru olarak mezun oldu. Bir yıl sonra Martha Bernays ile nişanlandı. 1882-5 yılları arasında Viyana Genel Hastanesinde çalıştı, beyin anatomisi üzerinde yoğunlaştı. 1884-7 yıllarında Kokainin klinik kullanımı üzerine araştırmalar yaptı.

1885’te Nöropataloji Privatdozent’i (üniversite hocası) olarak atandı. 1886 yılında Martha Bernays’la evlendi ve Viyana’da sinir hastalıkları üzerine özel muayenehane açtı. 1886-93 arasında Viyana’da Kassowitz Enstitüsü’nde nöroloji üzerine, özellikle çocuklardaki beyin felçleri üzerine sürekli çalışma yaptı ve pek çok çalışması yayınlandı.1887 yılında ilk kez baba oldu ve en büyük kızı Mathilde doğdu. 1887-1902’de Berlin’deki Wilhelm Fliess’le arkadaşlık kurdu ve onunla yazışmaya başladı. Freud’un, bu dönemde, ona yazdığı ve ölümünden sonra 1950’de yayımlanan mektupları görüşlerinin gelişimine pek çok ışık tutmuştur.

1887 yılında uygulamalarında hipnotik telkini kullanmaya başladı. 1888 tarihinde Histerinin katartik sağaltımında hipnozu kullanarak, Breuer’i izlemeye başladı. Giderek hipnozu bıraktı ve onun yerine serbest çağrışımı geçirdi.1889’da telkin tekniğini incelemek üzere, Nancy’de Bernheim’ı ziyaret etti. Aynı yıl en büyük oğlu Martin doğdu. 1891 yılında Afazi üzerine monografi yaptı. Bir yıl sonra küçük oğlu Ernst doğdu. 1893 ile 1898 ylları arasnda Histeri, obsesyonlar ve anksiyete üzerine araştırma ve kısa makaleler yazdı.

1895 yılında Breuer ile birlikte “Histeri Üzerine Çalışmalar“; olgu öyküleri ve Freud’un kendi tekniği betimlemesi çalışmalarını yayınladı.
1893 ile 1896 yıllarında Freud’la Breuer arasında giderek artan görüş ayrılığı oluştu. Freud, savunma ve bastırma kavramlarını ve de nevrozun,
ego ile libido arasında bir çatışmanın sonucu olduğunu getirdi. 1895 yılında Bilimsel bir ruh bilim projesi oluştu ve Freud’un Fliess’e mektupları arasında bulundu. İlk kez 1950’de basıldı. Ruhbilimi nöroloji terimleri ile anlatmak için başarısız bir girişimdi, ama Freud’un daha sonraki çoğu kuramının habercisiydi. 1896 “Ruh çözümleme” teriminin ortaya çıkış tarihi ve aynı zamanda babasının (80 yaşında) ölüm yılıdır.

Siegmund Freud

1897 Sigmund Freud’un öz-çözümlemesi; yaralanma kuramının terk edilmesine ve çocuksu cinsellik ve Oediepus karmaşasının benimsenmesine yol açtı. 1900 yılında “Düşlerin Yorumu“. Son bölümünde, Freud’un zihinsel süreçler, bilinçdışı ve haz ilkesinin üstünlüğü üzerine tüm görüşleri ilk kez özetlendi. 1901 “Günlük Yaşamın Psikopatolojisi” adlı kiabn yayın tarihidir. Bu, düşler hakkındaki kitapla birlikte, Freud’un kuramlarının, yalnızca patolojik durumlara değil normal zihinsel yaşama da uygulandığını ortaya koydu. 1902 yılında Professor Extraordinarius olarak atandı. Üç yıl sonra “Cinsellik Kuramı Üzerine Üç Deneme” isimli çalışmasıyla; İnsanoğlunda, cinsel içgüdünün gelişiminin, bebeklikten erişkinliğe dek ilk kez izlenişini anlattı.

Bir yıl sonra Jung ruh çözümlemeye katıldı. 1908 yılında Ruhçözümleyicilerin ilk uluslar arası toplantısı Salzburg’da yapıldı. 1909’da Freud ve Jung konferans vermek üzere A.B.D.ye çağırıldılar. Bir çocuğun ilk çözümlemesinin olgu öyküsü (küçük Hans beş yaşında) daha önce, erişkinlerin çözümlemesinden çıkarılmış olan sonuçların, özellikle de bebeklik cinselliği ile Oediepus ve iğdiş edilme karmaşasına ilişkin olanların desteklenmesi bu konferansda anlatıldı. 1910 yıllarında “Narsisizm kuramı” ilk kez ortaya çıkarıldı. 1911 ile 1915 tarihleri arasında Ruh çözümleme tekniği üzerine makaleler yazdı. 1911 yılında Adler ayrıldı. Ruh çözümleme kuramları, psikolojik bir olguya, Dr. Schreber’in öz yaşam öyküsüne uyarlandı. 1912-13 yıllarında “Totem ve Tabu“: Ruh çözümleme, antropolojik malzemeye uyarlandı.

1914 tarihinde Jung Freud ile çalışmalarına son verdi. Böylece “Ruhçözümsel Devinimin Tarihi Üzerine“. Adler ve jung hakkında polemik yapılan bir kesimi de içerdi. Freud Son büyük olgu öyküsü olan, ‘Kurt Adam‘ı yazdı. (1918’e dek yayınlanmamıştır). 1915de Günümüze yalnızca beş tanesi gelmiş temel kuramsal sorularla ilgili oniki “metapsikolojik” makaleden oluşan dizi yayınlandı. 1915-17 yıllarında “Giriş Konferansları” yayınlandı. Bu, Freud’un görüşlerinin birinci Dünya Savaşı’na kadarki durumunun kapsamlı genel bir değerlendirmesiydi. 1919 Narsisizm kuramının savaş nevrozlarına uygulanması ve ikinci kızının ölüm yılı oldu. 1920’da “Haz İlkesinin Ötesinde“: “yineleme takıntısı” ve “ölüm iç güdüsü” kuramını ilk kez açık olarak tanıttı. 1921 yılı “Grup Ruhbilimi“. Egonun sistematik bir çözümsel incelenmesinin başlangıcı oldu. İki yıl sonra “Ego ve İd“.

Bir id, bir ego ve bir de süperegoya bölünmesiyle aklın yapı ve işleyişinin büyük ölçüde düzeltilmiş tanımını yaptı. Ve kanser hastalığı ilk kez ortaya çıktı. 1925 yılındakadınların cinsel gelişimi üzerine düzeltilmiş görüşler sundu. Bir yıl sonra “Ketvurmalar, Belirtiler ve Anksiyete“. Anksiyete sorunu üzerine düzeltilmiş görüşler sundu. 1927de “Bir yanılsamanın geleceği“. Bir din tartışması: Freud’un geriye kalan yıllarının çoğunu adadığı bir dizi toplum bilimsel çalışmanın birincisini yayınladı.

sigmund freud on street

1930 yılında “Uygarlık ve Hoşnutsuzlukları“nı yayınladı. Bu, Freud’un yıkıcı iç güdüler (ki ölüm iç güdüsünün bir görünümü sayılmıştır) üzerine ilk kapsamlı çalışmasını içerdi. Freud, Frankfurt kenti tarafından Goethe ödülü ile ödüllendirildi.1933 tarihinde Hitler Almanya’da güç kazandı. Freud’un kitapları Berlin’de halk önünde Naziler tarafından yakıldı. 1934 ile 1938 yılları arasnda yayınlanan “Musa ve Tek Tanrıcılık“. Freud’un yaşarken yayımlanan son kitabı oldu.

1936 yılında Hitler Avusturya’yı işgal etti. Sigmund Freud, Londra’ya gitmek üzere, Viyana’yı terk etti. O dönemde üzerinde çalıştğı “Ruhçözümlemenin Bir Taslağı“, Ruh çözümlemenin son, bitmemiş ama köklü bir tanımı idi.

23 Eylül 1939 da Londra’da öldü.

Yirminci yüzyılın en etkili düşünürlerinden biri olan Freud’un bilime en büyük katkısı insan zihnini araştırmak için yeni bir yol sunmasıydı. Onun büyük başarısı, yalnızca insan ruhunun türlü devinim ve davranışlarının nedenlerini açıklamak değil, aynı zamanda yığılmış bulunan karmaşa durumundaki verileri bir düzen üzere inceleyip belli bir sisteme sokmuş olmasıdır. Freud katı bir determinist idi. Ancak bu düşünsel tutumunu zaman zaman yumuşatmasını bilmiş, her olasılığı bilimsel önyargısızlıkla incelemeye çalışmış ve yaşamının ilk döneminde vardığı kesin gibi görünen kalıpları sonradan bırakmıştır. Freud’un varmış olduğu sonuçlar, kendisinin de kabul ettiği gibi, hiçbir zaman değişmez, şaşmaz, evrensel gerçekler değildir; düşüncelerini, yeni koşullar altında her an değiştirmeğe hazırdır. Önemli olan, ortaya koymuş olduğu ve psikanaliz dediği insan ruhunu inceleme yöntemidir. Sigmund Freud’un dünyasına ilgi duyanlar yalnızca psikolog ve psikiyatrlar değildir; filozoflar, ahlakçılar, sanatçılar, toplumbilimciler, hatta siyasetçiler bile Freud’un düşünce ve yönteminin etkisi altında kalmışlar, ondan yararlanmışlar, kendilerine yeni ufukların açıldığını görmüşlerdir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir