pandeminin psikolojik etkileri

Pandeminin Psikolojik Etkileri

Bugün biraz pandeminin psikolojik etkileri hakkında düşünelim istedim. Bu süreç hayatımızı nasıl etkiledi? Corona virüsle tanıştıktan sonra hayatımız nasıl oldu?

Aralık 2019 yılında Türkiye’de etkisini göstermeye başlayan Covid-19 virüsü, Mart ayından itibaren artık haberlerde çıkmaya başladı. Her gün ‘sokağa çıkmayın‘ uyarıları duyulmaya başlandı.

Virüsün öldürücü olabileceği haberi ile birlikte insanlarda daha çok panik oluşmaya başlandı. Tüm dünyada yapılan ilk şey marketlerden yiyecek ve tuvalet kağıdı stoklamak oldu.

pandeminin etkileri tuvalet kağıdı

İnsanlar psikolojik olarak ikiye ayrıldı. “Kaç, savaş, kabullen” burada da etkisini gösterdi. Bazıları kendilerini eve kilitledi, evi çamaşır sularıyla, sirkelerle temizledi, kimseyle görüşmedi.

Bazıları hiçbir şey yokmuş gibi hayatlarına devam etmeyi, insanlarla görüşmeyi, iş yerlerini açık tutmayı tercih etti. Ancak maske takmayı kabullenmek istemeyen, hatta corona virüsün bir komplo teorisi olduğunu düşünenler de oldu.

Pandemi insanları nasıl etkiledi?

Önce uzak ülkelerden ölüm haberleri geldi. Özellikle yaşlı nüfusu çok olan İtalya bu konuda dikkat çekti. Virüsün çıktığı Çin’de durum hemen kontrol altına alınmıştı ancak orada da kayıplar yaşanıyordu.

Daha sonra ülkemizden bazı ünlülerin bu virüse yakalandığını duyduk, çember gittikçe daraldı. Şehrimiz, semtimiz, mahallemiz, apartmanımız, akrabalarımıza kadar.

Pandeminin psikolojik etkileri arasında en önemlisi özellikle bu noktada panik oldu. “Davulun sesi uzaktan hoş gelir” deyimi gerçek oldu.

Çoğu kişi iş yerlerini kapatmak durumunda kaldı. Bazıları işlerini online hale getirdi ve bunu bir fırsata çevirdi. Örneğin bir saatçi, internet üzerinden çok daha fazla satış yapabildi.

 pandemi insanları nasıl etkiledi

Ancak pandemi insanları nasıl etkiledi dediğimizde çoğunlukla umutsuzluk, ekonomik sorunlar, panik, isteksizlik diyebiliriz. Çünkü belirsizlik insan psikolojisi için büyük bir tehdittir.

Pandeminin insan üzerindeki etkileri fiziksel olarak da kendini gösterdi. Eve kapanan insanlar hareketsiz kaldıklarından kilo aldı, sosyal bir ortamdan uzak kaldıkları için öz bakımlarını eskisi kadar yapmamaya başladı.

Evli olsalar dahi birbirlerini çok sık görmeyen çiftler artık aynı evin içinde sürekli olarak birbirleriyle vakit geçirmek durumunda kaldı, bu da kavgalara ve boşanmalara sebep oldu.

Pandeminin hayvanlar ve doğa üzerinde olumlu etkileri oldu. Bazı hayvanlar şehirlerin boş sokaklarında dolaşmaya başladı. Denizlerde yunuslar görülmeye başlandı. İnsansız, temiz doğanın tadını çıkarttılar.

Zorlu dönemlerden ne öğreniriz?

Yaşadığımız bu süreçte zorlu dönemlerden ne öğreniriz diye düşünmek gerekir. Bazı kişiler bu süreci neden daha sakin geçirirken, bazıları psikolojik olarak çok daha fazla çöküntü yaşadı?

İçinde bulunduğumuz durum ne olursa olsun motivasyonumuzu kaybetmemeli, özsaygı, özsevgi ve öz bakımımızı göz ardı etmemeliyiz. Gereken önemleri almalı ve bu durumda ne yapabilirim? diye düşünmeliyiz.

Bunları yapanlar bu süreçte hem para kazandı hem de kendilerini virüsten koruyabildi. Dışarı çıkmadı, çıkmak durumunda kaldığında maskesini taktı, eve geldiğinde kendini dezenfekte etti.

Birlik olan, birlikte hareket eden kazanır. Tarih boyunca böyle olmuştur.

Misafirliğe gitmedi, spor salonuna gitmedi ama online olarak (özellikle Zoom uygulaması bu dönemde popüler oldu) arkadaşlarıyla görüştü, evde meditasyon yoga egzersizlerine devam etti.

Zorlu dönemlerden ne öğreniriz? Uyum sağlamayı. İnsanlık boyunca sadece uyum sağlayabilenler hayatta kalmıştır. Pandeminin insan üzerindeki etkileri de bu yönde oldu.

Doktorların ve sağlık çalışanlarının unutulmaz desteği

Elbette bu süreçte doktorların ve sağlık çalışanlarının unutulmaz desteği göz ardı edilmemelidir. Dr. İlker Tosun, Prof. Cemil Taşcıoğlu gibi bu süreçte kaybedilen nice değerli insanları unutamayız.

Bunun için bir süre akşamları insanlar balkonlara çıkarak sağlık çalışanlarını alkışlama elemi gerçekleştirdi.

Sürecin başında açıklama yapan Canan Karatay elbette yine hedef alınmıştı. “Bağışıklık sisteminizi güçlendirirseniz virüs yıkıcı olmaz” tarzındaki açıklamaları tepki çekmişti.

Ancak zamanla yine doğru söylediği ortaya çıktı. Çünkü virüs özellikle bağışıklık sistemi güçsüz olan yaşlıları ve hastaları yıkıcı şekilde etkiliyordu.

Aynı dönemde Dr.Oytun Erbaş’ın “ellerinizi yıkayın bir şey olmaz” tarzındaki açıklamaları da tepki çekti.

Bir cevap yazın