Aşk Hayatında Davranış Şekilleri Geçmiş İlişkilerden Geliyor

Aşk Hayatında Davranış Şekilleri Geçmiş İlişkilerden Geliyor

Aşk Hayatında Davranış Şekilleri Geçmişin ailenin etkisi

Aşk hayatındaki davranış şekilleri, yani aşk tutumu aslında geçmiş ilişkilerden geliyor. Hemen bağlanan, kaçınan, kıskanç, kontrolcü, kurban veya memnun edici misiniz? Hepsinin sebebi var.

Şu tür cümleleri sıklıkla duyarız “kocası onu dövüyor ama o bir bildiği vardır diyor ve boşanmıyor, sanki hoşuna gidiyor.” Ya da “bütün arızalar da beni buluyor, doğru düzgün insanlara aşık olamıyorum“. Veya “ne yaparsa yapsın ama yeter ki beni terk etmesin.” Tabii bir de “bağlanamıyorum, sevemiyorum, aşık olamıyorum” var. Peki neden? Bunun sebebi nedir?

Aslında aşk hayatında 5 adet tutum var. Bu davranış şekilleri geçmiş ilişkilerden geliyor. Nedir bu? Aile ilişkileri. İlk iletişim kurduğumuz kişiler. Hayatımızın en önemli iletişimi. Ve burada yaşanan sorunlar, tüm hayatımızı etkiliyor.

Aşk hayatında davranış şekilleri | 5 Aşk tutumu

5 aşk tutumunu şu şekilde isimlendirebiliriz. Memnun ediciler, kurbanlar, kontrolcüler, kararsızlar ve kaçınıcılar. Şimdi bunlar nasıl oluşuyor bakalım.

Memnun Ediciler

Memnun ediciler : Çocukluk döneminde ailesi hiçbir şeyden memnun olmayan çocuklardır. Sınıf 2.si olurlar, anneleri veya babaları neden 1. olmadığı için bu çocukları azarlar. Bu çocuklar büyüdüklerinde suçu hep kendilerinde ararlar.

İlişkim iyi gitmiyorsa, işlerim kötüyse bu benim suçumdur, mutlaka ben yetersizimdir” diye düşünürler. Edindikleri başarıları ‘şans eseri‘ olarak düşünürler. Kendilerine pay çıkarmazlar. Ve tüm ikili ilişkilerinde yine hep başkalarını tam olarak memnun etmeye uğraşarak o yorucu hayata devam ederler.

Kurbanlar

Kurbanlar : Çocukluk döneminde evde kavga dövüş sıklıkla yaşanmışsa, çocuk kendini korumak ve güvende hissetmek için saklanmış, ses çıkartmamış ve gözden uzakta bir yerde kendi sessiz alanını oluşturmuştur. Bu tür kişiler ileride eşlerinden şiddet gördüklerinde de susarlar.

Bu konuyla ilgili bir diğer konuda insanın kendi kendini sabote etmesidir.

Kavga etmek, duygu ve düşüncelerini belirtmek yerine sessiz olmayı, o öğrendikleri güvenli yerde durmayı, tartışmamayı tercih ederler. Bu da sonuç olarak birey olmalarını engeller.

Kontrolcüler

Kontrolcüler : Bu gruptaki çocukların anne babaları kendi dünyalarında yaşar. Ya yoğun çalışırlar, ya arkadaşlarıyla bolca vakit geçirirler. Yani çocuğa yeteri kadar ve gerektiği şekilde ilgi, şefkat ve sevgi gösteremezler. Bu durumda çocuk kendi kontrolünü kendi eline alması gerektiğini düşünür.

Yani ‘bununla kimse ilgilenmiyor, o zaman ben ilgilenmeliyim‘ der. Ve zaman içinde her şeyi kontrol eder hale gelirler. Arkadaş ortamında, iş ortamında ve ikili ilişkilerde hep onların dediği olsun isterler. Uyum göstermekte zorlanırlar. Bu da onları, iletişim kurulması zor bir insan haline getirir.

Kararsizlar

Kararsızlar : Düzenli bir bakım, sevgi ve ilgiye ihtiyaç duyan çocuğa aile bunu bir süre göstermiştir, bir süre göstermemiştir. Yani çocuk tam ‘hah bak beni seviyorlar, benimle ilgileniyorlar’ diye düşünürken alaka birden kesilir. Böylece çocuğun güveni kırılır ve ‘her an terk edilebilirim‘ fikri oluşur.

Bu kişiler birine ilk görüşte aşık olabilirler, hemen hayaller kurup, ‘hayatımın aşkını buldum, işte benim ruh eşim!‘ gibi tepkiler verebilirler. Kişiye yapışkan bir halde olurlar. O kişinin kendisini terk etmemesi için her şeyi yaparlar. Her türlü ödünü verirler. Çok kıskanç ve alıngan da olurlar. Fakat ne yazık ki ikili ilişkilerin bu şekilde yürümesi imkansızdır.

kaçınan tip

Kaçınıcılar : Bu çocukların anne babası boşanmıştır veya çocuğu anneanneye babaanneye bırakıp haftada 1, ayda 1 gibi belli zamanlarda görmüşlerdir. Bu durum çocukta “ben sevilmeye layık değilim” fikrini oluşturur. Ve bu kişilerin aşk tutumları da aynı bu şekilde olur.

Kaçınanlar bağlanmaktan, sevmekten her zaman kaçınırlar. Karşı tarafa bir duygu geliştirebileceklerini hissettiklerine uzaklaşırlar, açıklama yapmazlar, tartışmazlar. ‘Neden aşık olamıyorum, sevemiyorum‘ diye düşünürler fakat bundan da korkarlar. Bu yalnızlık onları uzun vadede çok da mutsuz eder.

Geçmiş ilişkilerden geliyor hayatımızı kontrol ediyor

Tüm bu aşk tutumları, çocukluk dönemimizde maruz kaldığımız tutumlarla oluşuyor. Ailenin aşk hayatındaki etkisi çok büyüktür. Geçmiş ilişkilerden geliyor hayatımızı kontrol ediyor. Peki bunu nasıl kontrol altına alabiliriz?

Öncelikle farkına varmak çok önemli bir başlangıç noktasıdır. Çünkü bazen ‘tamam ama ben neden böyleyim?’ diye düşünürüz. Hem böyle olmak istemeyiz hem de bir yandan böyle olmak zorundaymışız gibi gelir.

Aşk Tutumları Aile

Yani bir kapana kısılmış gibi hissederiz. Ne oradan çıkabiliriz, ne de olduğumuz yerde mutluyuzdur. Bu çıkmaz bizi psikolojik olarak çok yorar. Etrafımızdaki insanların benzer eleştirilerini duymak, kendimizi daha da yalnız, mutsuz ve depresif hissetmemize sebep olur.

Durumun farkına vardıysak bu noktada yapılacak olan en iyi şey bir terapiste gitmektir. Çünkü bunun içinden arkadaşla konuşarak çıkılamaz. Profesyonel bir yardım almak, çocukluk döneminde oluşmuş olan bu taşları birlikte incelemek ve yeni taşlar oluşturmak gerekir.

Bu zincir ancak bu şekilde düzeltilebilir. Yoksa olduğu gibi devam eder ve kişiye zaman içinde çok daha ağır gelmeye başlar. Kişiyi derin bir yalnızlığa, depresyona ve mutsuzluğa iter. Boşa geçmiş bir hayata sebep olur.